//Şifalı Bitkiler//

1 sayfadaki 2 sayfası 1, 2  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

//Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Salı Mart 04, 2008 10:48 pm

ADAÇAYI (Salvia officinalis)

Ballıbabagillerden olan Adaçayı, Dişotu ve Meryemiye diye de tanınır.
Akdeniz kıyılarının kır bitkisidir. Ülkemizde kışın sert geçmediği
yörelerde, bahçelerde de tohumlardan üretilir. Hafif kireçli, kolay su
geçiren, kuru toprakları sever. Tohumları Nisan ve Eylülde ekilir.
Şifası kenarları tırtıllı, buruşuk görülen, açık yeşil
yapraklarındadır. Taen , uçucu yağ, acı madde ve B vitamini
içermektedir. İki çeşit adaçayı vardır.

1)Bahçe Adaçayı (Salvia officinalis): Gerçek Adaçayıdır,
şifalılık bakımından daha etkilidir. 30-70 cm boyunda menekşe renkli
çiçekleri halka dizilişlidir. Karşılıklı olan beyaz keçeli yaprakları
gümüş gibi parıldar ve acımtırak ıtırlı bir koku yayar. Bahçe Adaçayı
güneşli yerde yetiştirilmelidir. Don olayına karşı duyarlı olduğu için
kış boyunca çam dalları ile örtülmelidir.

2)Çayır Adaçayı (Salvia pratensis):Çayırlarda, bayırlarda ve
meralarda yetişir.Çevresine ıtırlı hoş bir koku yayan koyu mavi menekşe
renkli çiçeklerinin pırıltısı uzaktan seçilebilir.
Yapraklar, çiçeklenme başlamadan Mayıs ve Haziran'da toplanmalıdır.
Bitki kuru ve güneşli günlerde, eterli yağlar oluşturduktan sonra,
yapraklar öğle güneşinde toplanır ve gölge yerde kurutulur, yıl boyu
kullanılır.

*Adaçayı, tüm bedeni güçlendirir , kalp krizi tehlikesini azaltır ve
kötürümlüklerde oldukça faydalıdır. Adaçayı sirkesiyle de, yatalak
hastalara uzunca bir süre masaj yapılırsa rahatlatıcı ve canlandırıcı
etkisinden faydalanılır.

*Gece terlemelerinde lavanta ile kullanılır. (günde iki fincan) Mikroplu hastalıkların neden olduğu gece terlemelerini keser.

*Kramp, omurilik rahatsızlıkları, beze hastalıkları ve organ titrekliklerinde başarı ile kullanılır. (günde iki fincan çay)

*Kan temizleyici etkisi vardır. Karaciğer hastalıklarında faydalıdır ,
vücuttaki toksinleri atar, safrayı söker. Mide ve bağırsak gazlarını,
bulantıyı giderir. Mide sularının düzenli çalışmasını sağlar. Hazmı
kolaylaştırır , iştah açıcıdır, ülsere ve ishale iyi gelir.İdrarı
artırır. (günde en fazla 3 kahve fincanı ) Kansızlığın iyileşme
döneminde içilir.

*Böbrek ve mesane taşlarını daha rahat düşürmek için 80 gr olan yarım
avuç Adaçayı 1litre suda haşlanır. Şeker ve küçük bir parça limonla çay
gibi içilir.

*Adaçayı Papatya ile içilirse daha etkili olur. (bir-iki bardak ,bal ilave edilir)

*Grip ve soğuk algınlığında ve bunlardan ileri gelen adale ağrılarında
kullanılır .Antiseptiktir , ateşi düşürür ve vücudu dinlendirir.
Bademcik iltihabı , boğaz hastalıklarında adaçayı özellikle önerilir.
-Bir bardak sütün içine bir tatlı kaşığı adaçayı ufalanıp ilave edilir
, beş dakika kaynatılıp demlenir.Bir tatlı kaşığı bal ilavesi ile sıcak
içilir, gece içilirse rahat uyumayı sağlar,Terletir, ateşi düşürür,
boğmacada en iyi formüldür.

-Bademcik iltihapları için çiçeklerinden elde edilen mayi ile gargara daha etkili olur.

-15gr Adaçayı 1lt suda kaynatılarak sıcak olarak bol bol içilir.

-Adaçayı kaynatılarak içine biraz sirke ve bal eklenip gargara yapılır. Bu formül dişeti kanamalarında da daha etkilidir.

-Çay olarak demlenip bal ve sirke ilave edilerek içilir.

-Diş iltihaplanmalarında kanayan ve sallanan dişlerde ve diş eti
çekilmesinde iyi gelir.Gargara yapılır veya çaya pamuk batırılarak
hasta bölgeye tampon uygulanır.

-Toz haline getirilen Adaçayı yaprakları, diş temizliğinde kullanılır. Dişleri sağlamlaştırır, beyazlatır.

*Sinir yorgunluğu ve döl yatağı hastalıklarında da arasıra Adaçayı
oturma banyoları alınmalıdır. Depresyon ve el titremeleri için
faydalıdır. Astım sıkıntılarını giderir. Adet düzensizliklerini ve
sancılarını iyileştirir, rahim iltihaplarını giderir.

*Şeker hastalığında, çay şekersiz içilir.

*Yaralar, iltihaplı yaralar ve çıbanlar (apseler) kaynatılmış
Adaçayının suyu ile pansuman edilebilir.Yapraklarından elde edilen
Adaçayı tozu da kullanılabilir.

*Böcek sokmalarında, sokulan yere ufalanmış Adaçayı yaprağı uygulanır.
Yaprakları ezilip merhem haline getirilerek sivrisinek, arı vs.
sokmalarında sürülürse acıyı dindirir, kaşıntıyı önler. Ayrıca emziren
annelerin çok fazla sütü aktığı taktirde bu merhem meme ucuna
sürülürse, sütün aşırı akmasını önler.

*Çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarında Adaçayı içmeleri faydalıdır.

*Adaçayı, Ihlamur ile beraber öksürük kesici, Nane ve Kekik ile kaynatılmış suyu mideyi düzenlemek için verilir.

*Adaçayı, koku değiştirici olarak, su ile kaynatılır ve çıkan buharın kokuyu alması sağlanır.

*Yemeklere, ızgaralara etlere, çorbalara ekilir.

*Saçların bakımında , saçların fazla yağını alıp deriyi temizler , ölü
hücreleri yok eder. Saç derisini canlandırır , saç dökülmesini önler ,
derinlemesine temizlik sağlar. Adaçayının yağı papatya ile birlikte
kullanılırsa daha faydalı olur.

Saçlar için besleyici ve etkili bir toniktir; 8 bardak kaynatılmış suya
bir avuç Adaçayı konur , üstü kapalı beş dakika kaynatılır , 30 dakika
demlenir , süzülür.Her banyodan sonra, saç dipleri bu tonik ile ovulur
, durulanmaz , soğuk kullanılması daha etkilidir. Aynı zamanda papatya
ve adaçayı içmeye devam edilir.

Adaçayı ezilerek elde edilen mayi ile masaj yapılan saçlar siyahlaşır ve gürleşir.

*UYARI: Lüzumundan fazla kullanılırsa,(günde 3 kahve fincanından
fazla) vücuda zarar verir, zehirlenmelere sebep olur. Damakta şişmeler
meydana gelir. Doktora başvurulmalıdır. Çocuklara az miktarda
verilebilir.


KULLANIM BİÇİMLERİ

Çay hazırlamak: Bir çay kaşığı bitki, çeyrek litre suda haşlanır ve demlenmesi için kısaca beklenir.

Adaçayı sirkesi: Geniş ağızlı bir şişe, boğazına kadar Yabani
Adaçayı ile doldurulur. Çiçeklerinin üstüne çıkacak kadar Doğal üzüm
sirkesi eklenir ve şişe 14 gün güneşte veya sıcak bir yerde bekletilir.


Oturma banyosu: İki avuç dolusu yaprak soğuk suda gece boyunca
bekletilir. Ertesi gün kaynama derecesine kadar ısıtılır ve banyo
suyuna eklenir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Salı Mart 04, 2008 10:49 pm

KEKİK (Thymus serpyllum)

Çimenlik tarla kıyılarında, orman kıyılarında ve çayırlardaki karınca
yuvalarının üstünde yetişir.Güneş ve sıcak istediği için,toprak
sıcaklığının fazla olduğu kayalık ve dağlık yerlerde çoğalır.Güneşli
öğle sıcağında menekşe renkli çiçeklerden güzel koku
yayıldığından,Haziran-Ağustos arası toplanır. Şifası yapraklarındadır.
Bunlar saplarıyla toplanır, gölgede kurutulup ufalanır.

*Kekik içerdiği timol sayesinde antiseptik, güçlendirici ve uyarıcı
etkisi vardır.Timol yada kekik kafuru virüs ve bakterileri
uzaklaştırır.Kekik suyuyla yapılan banyolar vücudu dinlendirir.

*Kekiğin çiçekli sapı idrar söktürücüdür.Vücuttaki yağları eritir.Bu
özelliğinden dolayı vücuttaki suyu atar.Hem kilo vermeye, hem de
vücuttaki kan sirkülasyonunu hızlandırdığından dolayı kalbe faydalıdır.
Spazm gidericidir. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardım eder. Adet
düzensizliği ve damar sertliğinde 30gr kekik, 1 litre suda haşlanır,
her yemekten sonra birer kahve fincanı içilir.

*Kan şekerini düşürür.Kekik-Tarçın.-1 su bardağı suya yarım kahve
kaşığı kekik,yarım kahve kaşığı tarçın konur kaynatılır,süzülür.
Sabahları aç karnına içilir.

*Salgı bezlerini uyarıp düzenli çalışmasını sağlar. Her türlü karın
ağrısını ve gazı gidericidir. İştah açıcı,hazmı kolaylaştırıcı,mide
bulantısını teskin edici olarak kullanılır.Bağırsak parazitlerine karşı
etkidir.Kaynatılarak suyu balla içilir.

*Düşükleri kolaylaştırır.

*Baş ağrılarına iyi gelir.Geçici olarak tansiyonu düşürür.

*Hafızayı kuvvetlendirir,kalp sancısına iyi gelir. Ödü buruna
damlatılırsa da zihni sadeleştirir, hafızayı yeniler. Ciğeri sara
hastalığına karşı iyi gelir.

*Sinirsel yüz ağrılarında kullanılır.Kekikotu,papatya ve civan perçemi
,güneşli havada toplanıp bir kuru bitki yastığı hazırlanıp
uygulanır.Diğer taraftan da aynı bitkilerin karışımından hazırlanmış
çay içilir. Eğer krampta varsa kurutulmuş Kurtpençesi yastığı da
uygulanır.(Başlangıçta İsveç şurubu kompresi hafif bir rahatlık
sağlayabilir.)

*Soğuk algınlığında kekik otu pekmezi yemeklerden önce
kullanılır.Balgam söktürücüdür.Öksürük,Astım krizini yatıştırmaya,
bronşit ve uykusuzluğa iyi gelir:Kekik otu ve sinirli ot karışımından
hazırlanan çay,limon ve nöbet şekeri ile karıştırılarak kullanılmalı.Bu
çay günde 4-5 kez hazırlanır saatte bir yudum alınarak gün boyuna
yayılmalı.(Özellikle çocuklarda) 5' er gram kekik,sirke ve biraz tuz
ile içilir.

*Öksürüğe,bal ile macun yapılıp yenir.(Soğuktan kaynaklanan) Kesme şekerin üzerine günde 3 defa kekik yağı damlatılıp yenir.

*Ağız antiseptiğidir.Diş ağrısını giderir.Kimyon ve sirke ile
kaynatılıp gargara yapılır. Çocuklarda kansızlığı önler. İshallere ve
zehirlenmelere faydalıdır.

*Kötürümlükte,sinir hastalıklarında,romatizma ve burkulmalarda
kullanılır.Kekik otu banyoları yapılır.İçten, günde 2 fincan kekik otu
çayı içilir.Dıştan bitki yastığı yatmadan önce ısıtılarak uygulanır.
Yastık, mide ve dölyatağı hastalıklarına da iyi gelir.

*Tifo hastalığında 20 dakikalık kekik otu banyosu yaptırılır.

*Yara yanık ve apseleri iyileştirir. Ezik, burkulma, şişlik, morartı ve
gut hastalığı, felç tedavisinde, romatizmada kullanılır. Tırnak
düşerken oluşan yaraya antiseptik olarak kekik yağı sürülür. Kekik
yağıyla yapılan masaj kan dolaşımını arttırır, romatizmaya da iyi
gelir. Kekik yağı mide, baş, ve diş ağrılarına iyi gelmekle birlikte
tümör yapıcı madde olduğu ve karaciğer üzerinde zararlı etkileri
olduğundan dikkatli kullanılmalıdır.

*Egzama ve uyuzda kaynatılarak banyoda sürülür.

*Sara krizlerine karşıda önerilir.Günde 2 fincan çay,yıl boyunca,10 günlük aralarla 2 veya 3 haftalık kürler dahilinde içilir.

*Afrodizyaktır.

*Alkol bağımlılığında; bir avuç dolusu bitki,1 litre kaynar suda
haşlanır,üstü kapanır ve demlenmesi için 2 dakika beklenir.Çay termosa
doldurulur ve alkolik kişiye her 15 dakikada bir yemek kaşığı
içilir.Bunu mide bulanması ,kusma,dışkı- idrar çıkarma,terleme,
yeme-içme için duyulan iştah izler.Bu uygulama gerektiğinde
yenilenmelidir.

*Saç bakımı için;kafa derisindeki mikropları öldürür. Kan dolaşımını
hızlandırır. Dökülen saçların yerine yenisini çıkarır, saçın fazla
yağını alır. 6 bardak kaynatılmış suya 1 avuç kekik konur, üstü kapalı
olarak 5 dk. kısık ateşte kaynatılır, demlenir ve tülbentten süzülür.
Temiz saç bu tonikle ovulur. 125gr kekik, 1litre suda haşlanarak saç
banyolarında kullanılırsa, kırılan, dökülen saçları canlandırır, hoş
bir parlaklık verir.

*Kekikten doğal boyamacılıkta da yararlanılır. Yapraklarından çeşitli
mordanlarla bej, gri ve haki renk elde edilir. Yün ve pamuk
ipliklerinin boyanmasında kullanılır.

*Şap hastalığına karşı, hayvanın ağzı kaynatılmış kekik suyu ile
yıkanır. Hayvanların dişeti iltihabında bir miktar kekik, şarapla
karıştırılarak sürülür.

*UYARI:Hamileler ve guatr olanlar kullanmamalıdır. (Guatrı
olanda,tecrübe edilmiştir; halsizlik, mide bulantısı, baş dönmesi,kalp
çarpıntısı olmuştur.) Fazla içilirse (günde 2-3 fincandan fazla)
tansiyonu düşürür. Yağında tümör yapıcı madde olduğu için dikkatli
kullanılmalıdır.

KULLANIM BİÇİMLERİ

Çay hazırlamak:Bir çay kaşığı dolusu bitki, bir fincan kaynar
suda haşlanır ve demlenmesi için kısaca bekletilir. Yada 1 kahve kaşığı
kekik, 1 su bardağı kaynar suda 10 dakika bekletilir. Günde 2 su
bardağı içilir.
Banyo katkısı:Bir tam banyo için 200gr.(genel böl. tam banyoya bak)

Kekikotu tentürü: Öğle güneşinde toplanmış çiçekli saplar
gevşekçe bir şişeye doldurulur ve üstüne konyak, bitkilerin iki parmak
üstüne çıkana kadar eklenir. Güneşte veya sıcak bir yerde 14 gün
bekletilir.
Kekikotu yağı:Aynı tentür işlemi gibidir, fakat konyak yerine zeytinyağı kullanılır.

Bitki yastığı:Öğle güneşinde toplanıp kurutulmuş bitkiler bir yastığa doldurulur ve dikilir.

Kekikotu pekmezi: Öğle güneşinde toplanmış çiçekler ve saplar
bir cam turşu kabına doldurulurken ıslak ellerle nemlendirilirler. Bir
sıra bitki, bir sıra ham şeker olmak üzere kap bastıra bastıra
doldurulur ve üç hafta güneşli bir yerde bekletilir. Süzme sırasında,
şekerlenmiş çiçekler ve saplar, biraz su ile yıkanmalı ve bu su pekmeze
eklenmelidir. Elde edilen sıvı ağır ateşte, kaynatmadan ısıtılarak,
içindeki suyun buharlaşması sağlanır. Pekmez ne ince, ne de kalın
olmalıdır. Bu nedenle, biraz soğutarak denemek gerekir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Salı Mart 04, 2008 10:49 pm

MAYDANOZ (Detroselinum sativum)

Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten ) kaynağıdır. Bu özelliği ile
görme gücüne, kılcal damar sistemine, adrenal bezine ve troid bezine
iyi gelir. Ayrıca potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin
yönünden de zengindir. Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarı kanı
arttırarak oksijeni metabolize eder ve böbreklerin, karaciğerin, idrar
yollarının temizlenmesine yardım eder. Sindirim enzimlerini uyararak
sindirim rahatsızlıklarını dindirir. İnce barsaktaki peristaltik
hareketleri arttırır. Bir tutam maydanoz günlük C Vitamini ihtiyacının
çoğunu karşılar.

*Kanı temizler, kansızlığa, mesane iltihaplanmasına ,kum, böbrek taşı
ile tansiyona,şişmanlığa,böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına,damar
sertliğine etkilidir. Maydanoz suyuna bal ve limon ilave edilerek günde
1-2 bardak içilir. Böbrek rahatsızlıklarında; 4 bardak suya 1 demet
maydanoz yıkanır konur, 5 dakika kaynatılır, süzülür, günde 3 kere 1'er
çay bardağı içilir.

*Tohumları idrar ve safra söktürücü, adet kanamalarını kolaylaştırıcı
nitelikleri vardır. Maydanoz,aybaşı sancılarını keser, adetleri
düzenler, ağrıları giderir, akıntıları keser.Barsak solucanlarının
düşürülmesine yardım eder. Gazın dışarı atılmasını sağlar.

*Grip ve nezleyi geçirir, balgam söktürür, terletir, ateş düşürür.Kan
şekerini normal seviyede tutar, kansere karşı koruyucudur, vücuttaki
zehirli maddeleri dışarı atar, romatizma hastalığına ve sarılığa iyi
gelir.

*Yatmadan önce ağızda çiğnenen bir demet maydanoz rahat uyumayı sağlar.
Bulantılarda ve nefes darlığında bir tutam maydanozu iyice çiğneyerek
yutmak kişiyi rahatlatır.

*Anne sütünü azaltır. Emzikli kadınların süt kanalı tıkanmalarında
maydanoz lapası uygulanır. Yara, kesik ve morartıları iyileştirir.
Kulak ve diş ağrısına iyi gelir.

*Afrodizyaktır

*Sivilceli,lekeli,pürüzlü ve kırışık ciltlerde parlaklılık ve pürüzsüzlük verir.
2 bardak kaynatılmış suda, 1 demet yıkanmış maydanoz sapları ile
beraber üstü kapalı olarak kısık ateşte 5 dk. Kaynatılır.20 dk.
Demlenmeye bırakılır süzülür.Böylece etkili cilt losyonu ve lapası elde
edilir.Temiz cilde lapası sürülüp 20 dk bekletilir,sonra süzülen
maydanoz suyu ile cildi yıkanır.Her gün günde birkaç kez uygulanır.

*Saçları besler,parlatır, dökülmeyi yavaşlatır. Saçlar maydanoz suyu ile yıkanır.

*Arı ve haşarat sokmalarında sokulan yere sürülürse ağrıyı giderir

KULLANILIŞI

Birkaç taze yaprak, bir litre suda kaynatılarak günde iki fincan
içilir. Kuru yapraklardan elde edilen toz, günde iki tutam içilebilir.
Kompres ve gözler için losyon ve şampuanı yapılır.
Astım, menopoz, ağrılı adet görme ve öksürük için yukarıdaki kaynamaya
birkaç kök ve yarım avuç tohum atılarak el ayak banyoları yapılır.
Lapası kıyılmış yapraklardan yapılır.

*Şeker hastalığında: 3 demet maydanoz ezilir, 6 bardak suya konulur,
üstü kapatılır, 30 dakika demlemeye bırakılır, sonra süzülür, üzerine
1,5 su bardağı taze sıkılmış limon suyu ilave edilir. Her gün sabahları
aç karnına 1 bardak içilir. .

*UYARI:Maydanoz suyu 60 gr'dan fazla ve tek başına içilmemeli.
Havuç-elma suyuyla içilebilir. Böbrek iltihabı olanlar yememelidir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Salı Mart 04, 2008 10:50 pm

KURU ÜZÜM( Vitis vinifera)

Taze üzüm, potasyum karbonatla suya yatırılır ve kurutulur. Zeytinyağı
parlatıp sarartır. Potasyumun yerine ayçiçeği sapı, bağ çubuğu ve
sakızlık çalısı külü de kullanılabilir.

*Karaciğerin dostudur. Kan yapar. Kekikle yenirse vücudu şişmanlatır.

*Kumları döker, idrarın damla damla gelmesinin tedavisinde iyi gelir. Çekirdekleri alınır karabiber konulup yenir.

*Sert urları eritir. Kuru üzüm, safran, yumurta sarısı, kuş yemi, keten tohumundan merhem yapılıp uygulanır.

*Unutkanlığı giderir, dimağı kuvvetlendirir. Günlük ile yenilir.

*Sarılığı giderir, sirke ile yenir.

*Öksürüğü keser. Anason ile kaynatılır, badem yağı ile içilir.

*Çıbanları patlatır, iyileştirir.İç yağı ile merhem yapılıp uygulanır.

*Üzüm çekirdekleri selülit tedavisinde kullanılır.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Salı Mart 04, 2008 10:51 pm

PAPATYA (Matricaria chamomilla)

Genellikle balçıklı topraklarda, orman çayırlıklarında,eğilimli
topraklarda,tahıl,mısır,yonca,patates ve şalgam tarlalarında yetişir.
Yabani papatya ile arasındaki fark;sarı çiçek tabanının içinin oyuk ve
kokusunun daha etkili oluşudur. Çiçekler sapsız olarak ,Mayıstan
Ağustosa kadar,öğlen güneşinde toplanmalıdır.

*Küçük çocukların her türlü rahatsızlıklarında papatya çayı içirilebilir.

*Özellikle kramplarda ve karın ağrılarında kaynatılıp içilir. Ağrılı
bölgelere kurutulmuş papatya ile doldurulmuş sıcak yastıklar
koyulmalıdır.

* Bağırsak gazlarının giderilmesinde ve iltihabında kaynatılır ve bolca içirilmelidir.

*İshal,deri döküntüleri,mide rahatsızlıklarını iyileştirmeye yardımcı olur.

*Kadınların adet düzensizliklerinde,adet görememelerinde kaynatılıp içilirse adetin düzelmesine yardımcı olur.

*Sakinleştirici etkisi vardır,uykusuzluğa iyi gelir. Sinir sistemin
rahatlatmak, bitkinliği gidermek için papatya banyolarından oldukça iyi
sonuç alınabilmektedir.

*Terleticidir,yüksek ateşi düşürücü,boğaz ve bademcik gibi bir çok
iltihaplanmalarda, dezenfektan ve iltihap kurutucu olarak
kullanılabilir. Kaynatılıp bolca içilir.

*Göz ve göz kapağı iltihaplanmalarında, kaşıntı ve akıntılı deri
döküntülerinde dıştan kompres olarak, diş ağrısında gargara olarak ve
yaraların yıkanmasında da kullanılır.

-Göz ağrılarında,sütle kaynatılan papatyaları sıcak kompres olarak göz kapaklarının üzerine koyulur.

*Sürgün etkisi yapmadan dışarı çıkmayı sağlar. Ayrıca basura dışta, papatya merhemi sürülerek tedaviye yardımcı olunur.

*Nezle ve sinüzitte,papatya buğusu kullanılabilir. Bu uygulamadan sonra dışarı çıkılmamalıdır.

*Soğuk algınlığı için; bir bardak sıcak su, bir çay kaşığı papatya
karıştırılır 5 dk üstü kapalı kısık ateşte kaynatılıp demlenip süzülür.
Sıcak olarak bal ilave edilerek sabah akşam içilir.(Antiseptiktir)

*Nevralji ve romatizmada papatya yağıyla masaj yapılır. Aynı bölgedeki organ yorgunluklarını da giderir.

*İşitme güçlüğü çekenler içinde ada soğanı kızartıldığı papatya yağını
sıcak olarak,sık sık kulağa damlatıldığında yeniden işitmeye faydalı
olacaktır.

*İdrar zorluğunu giderir,kumları döker kaynatılmış papatya çayı bir
hafta sabah ve akşamları bolca içilmelidir. Kaynatılmış papatya
mesanenin üzerine uygulandığında ağrıları da hafifletir.

*Damağı kuvvetlendirir,baş ağrılarını giderir, bunular için kaynatılıp içilir.

*Karaciğer rahatsızlıklarında tedaviye yardımcı olur. Bedeni güçlü
tutar. Hepatit B' de bir çay bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı
papatya konur,5 dk bekletilir,süzülür,öğle ve akşam yemeklerden 15
dakika önce içilir.

*Erkekler için,afrodizyaktır; kaynatılıp şekerle içilir.

*Cilt bakımında; kaynatılmış bitki ve suyu ile haftada bir kez yüz
yıkandığında ciltte tazelik ve sağlıklı bir renk kazandırdığı
görülecektir.

*Saç bakımında:özellikle saçları açık olanlar kaynatılmış papatya suyuyla yıkanır.

*Özellikle hassas ciltlere iyi gelir. Saç köklerini
güçlendirir,dökülmesini önler,saç derisini derinlemesine temizler,saç
köklerine kadar nüfus eder. Saçı canlandırır.
Adaçayı yağı ile birlikte kullanıldığında çok daha iyi sonuçlar alınır.

KULLANIM BİÇİMLERİ

Çay hazırlamak: bir çay kaşığı dolusu bitki, bir fincan kaynar suda haşlanır ve demlenmesi için kısaca beklenir.

Banyo katkısı: Tam banyo için dört avuç dolusu, yüz veya saç
yıkamak için bir avuç papatya çiçeği haşlanır ve demlenmesi için kısaca
bekletilir.

Kompresler: Bir fincan kaynak su, bir yemek kaşığı çiçeğin
üstüne dökülür, demlenmesi için kısaca beklenir ve süzüldükten sonra
sıcak kompreslerde kullanılır.

Bitki yastığı: Keten bezinden yapılmış bir torba, kurutulmuş
çiçekle doldurulur ve ağzı dikilir. Kuru bir tavada iyice ısıtılır ve
hasta organın üstüne koyulur.

Papatya yağı: Güneşli havada toplanmış çiçekler, küçük bir
şişenin içinde gevşek olarak doldurulur ve üstüne, saf zeytinyağı
dökülür. Zeytinyağı çiçeklerin üstüne çıkmalıdır. Şişe 14 gün güneşte
bekletilir. Buzdolabında saklanmalıdır.

Papatya merhemi: 250 gr içyağı tavada iyice kızdırılır ve iki
avuç dolusu çiçek bu yağa atılır. Tavadakiler köpüklenmeye başlayınca
karıştırılır, ağzı kapatılarak serin bir yere kaldırılır. Ertesi gün
hafifçe ısıtılır ve bir keten bezinden geçirilip, posa da sıkılır.
Deneyimlere göre, en iyi yöntem şudur: Süzgecin içine bir keten bezi
yayılır, süzgeç başka bir kabın üstüne oturtulur ve sıkma işlemine
başlanır. Merhem maddesi düzgün bir biçimde karıştırılır ve temiz cam
veya toprak kaplara boşaltılır.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:15 am

IHLAMUR (Tilia argentea- europoea)

Ihlamurun çiçeği ilkbaharda toplanarak gölgede kurutulur.

*Kanı temizler ve kan dolaşımını düzenler, kansızlığa, kalp
çarpıntısına ve karaciğer zaafiyatine iyi gelir. Enfaktüse faydalıdır.

*Damar kireçlenmesinde, damar tıkanıklıklarında faydalıdır.

*İdrar arttırıcı özelliği vardır, böbrek ve mesaneyi temizler. Böbrek taşlarının düşmesine yardım eder.

*Sinirleri kuvvetlendirerek, her türlü sinir bozukluklarını giderir.
Yatıştırıcı ve uyutucudur. Vücuda rahatlık verir. Spazm gidericidir.

*Balgam söktürücüdür, göğsü yumuşatır, terletici, ateş düşürücü etkisi
vardır. Gribal enfeksiyonlarda etkilidir. Astıma, bronşite iyi gelir.
Öksürüğü keser.

*Mide salgısını arttırır. Mide ülseri için oldukça faydalıdır, balla karıştırılarak içilir. Mide, bağırsak gazlarını giderir.

*Kabızlığı giderir, baş ağrısı ve dönmelerini iyi gelir, migren tedavisinde kullanılır, sara hastalığına faydalıdır.

*Burkulma ve ezilmelerden kaynaklanan ağrıları dindirir. Yanıklara iyi
gelir. Apse ve çıbanların tedavisinde , iltihapları kurutmada
kullanılır. Bulantıyı giderir.

*Ihlamur ağacının kabuğu dekoksikasyon yapılarak yatıştırıcı, safra
söktürücü olarak kullanılır. Kabuklardan hazırlanan merhem yara
iyileşmesinde kullanılır. Ihlamur ağacının kabuğunun altındaki lifler
toplanır dövülerek hamur haline getirilir. Bu hamur yaraların
tedavisinde kullanılır.

*Ihlamur çayı göz banyosu içinde kullanılır. Gözdeki kızarıklığı alır.

*Cilde güzellik verir. Çilleri giderir. Çiçeklerinden elde edilen su
yüze sürülür. Yüzdeki ergenlik çıbanlarını yok eder. Saç dökülmesini
önler.

*Çocuklar banyo yaptırılırsa iyi gelir.

*UYARI: Daima taze kullanılmalı bekletildiğinde içindeki aktif maddeler kaybolur.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:16 am

İNCİR (Ficus carica)

Ficus carica türünün kurutulmuş meyvalarıdır. Bu tür genellikle 10m
kadar yükseklikte bir ağaçtır. Yaprakları saplı, 3-5 loblu ve üzeri
pürtüklüdür. Meyva küremsi veya armut biçimindedir. Meyva şekli ve
rengine göre birçok kültür formları ayrılmaktadır. Türkiye'de çok
tanınmış olanlar şunlardır.

Lop inciri, Sultan inciri: Meyvası soluk sarı renkli olup kurutmaya
elverişlidir.Kavak inciri, Patlıcan inciri: Meyvası morumsu siyah
renkli olup, taze halde meyve olarak kullanılır.

-100gr. kuru incirin besin değeri içeriği: Enerji 908 kg/ 217kcal,
Protein 4 gr, Şeker 55.3gr, Yağ 1.2 gr,Diyet lifi 6.7 gr, Kalsiyum
138gr, Demir 4.2mgr , Magnezyum 91.5mgr, Fosfor 163mgr, Vit B1
0.073mgr, Vit B2 0.072mgr, A, B, C vitaminleri taşımaktadır.

-Sütte bulunan kalsiyuma oranla daha fazla kalsiyum içerir. İncir
yenilirken, çekirdeklerinin ağızda iyice çiğnendikten sonra yutulması
daha faydalıdır.

*Kemik hastalıklarında, gelişim bozukluklarında önerilmektedir.

*Pektik maddelerin kaynağı olmasından dolayı, bağırsaklarda toksik
maddelerin atılması, kandaki kolesterol düzeyinin düşürülmesi, şeker
hastalıklarında kan şekerinin hızla yükselmesini önler.

Taze incir kabızlığı önler. İncirler akşamdan suya konur, sabahleyin aç
karnına yenilir. Kuru incir bağırsakların faaliyetini arttırır.(
Meyvalardan elde edilen infusyon veya şurup özellikle çocuklarda
tehlikesizce kullanılabilen bir müshildir. İncir şurubu şöyle
hazırlanır: 120 gr kuru incir parçalanır, 600 gr su içinde 3 saat
tutulur ve hafifçe sıkılarak bezden süzülür. Elde edilen sıvı kısım
üzerine 400 gr toz şeker ilâve edilir ve bir taşım kaynatılır). Taze
incir basur şikayetlerine faydalıdır. Sıtma hastalığına iyi gelir,
mideyi çalıştırır. Kuru incir kuru üzümle karıştırılıp yenirse mide
ülserine iyi gelir.

*Mineral madde, özellikle demir içeriğinin fazla olması nedeniyle
hamileler ve küçük çocuklarda ortaya çıkan vitamin eksikliğinin neden
olduğu hastalıklar ile kansızlığa iyi gelmektedir.

*Vücudu şişmanlatır, kırk gün anasona batırılarak sabahları aç karnına fıstıkla yenilirse dimağı da zindeleştirir.

*Damar tıkanıklıklarını giderir, karaciğeri kuvvetlendirir, dalak şişkinliğine, , nefes darlığına iyi gelir.

*Bronşit, öksürük ve göğüs ağrılarına faydalıdır. Taze incir, sütle
birlikte pişirilerek yenilince nezleyi ve boğaz ağrılarını giderir.
Balgam söktürücü olarak, bir miktar meyan kökü ve incir kaynatılarak
sabah, öğle ,akşam bir çay bardağı içilir. Göğüs hastalıklarında
pastırma çemeni ile pişirilip yenilirse iyi gelir. Zehirlenmelerde
cevizle yenilir.

*İyi bir sinir yatıştırıcıdır. Vücuda rahatlık verir. Çıbanların
olgunlaşmasını sağlar. Lapası yanık ağrılarına iyi gelir. Sütü
siğillerin ve nasırların sökülmesini sağlar (Siğillerin üzerine hergün
taze sütü sürülür ise siğil zamanla kaybolur).

*Romatizmaya iyi gelir, anason ve sedef çiçeği ile kaynatılarak ılık ılık suyu içilir.

*Bol miktarda yenirse afrodizyak etkilidir.

*Bazı kitaplarda kansere iyi geldiği yazılsa da bu durum tıbben ispatlanamamıştır.

*İncir sütü Doğu Anadolu' da sütü pıhtılaştırıp çökelek elde etmede kullanılır.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:16 am

ISIRGAN OTU (Urtica dioica)

Şifası kök, sap ve yaprak ve çiçeğindedir. Bitki ne kadar taze olursa
tedavi gücü o oranda fazladır. Kışın kullanımı için Mayıs ayında
toplanıp, kurutulmalıdır. Tohumları ise Temmuz- Ağustos aylarında
toplanıp, gölgede kurutulmalıdır.

Yaprak tüycüklerinin köklerinde bulunan histamin benzeri bir madde nedeni ile şiddetli kaşıntılara neden olur.

A-C vitamini ihtiva eder.(C,K ve E vitaminlerini içeriyor mu bakk!)
İçeriğinde demir ve bağırsak, karaciğer, pankreas ve safra kesesi salgılarını uyaran "sekretin " isimli bir madde vardır.

*Kanser den bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden koruyucu etkisi vardır.

*Siyatik, lumbago ağrılarını giderir.1- 200gr'lık 6 tam ısırgan otu banyosu 6 ay boyunca yapılır.
(Ayak eklemlerinden başlamak üzere dıştan kalçaya kadar ve oradanda
bacağın iç tarafından topuğa kadar yavaşça sürülür. Bu iki kez daha
yinelenir ve son olarak kalçadan başlayarak kaba etten aşağıya doğru
inilir. Gerektiğinde daha başka bölgelerde aynı biçimde uygulanabilir.
Kaşıntıyı önlemek için o bölgeye pudra sürülür.)

* Romatizma ve mafsal ağrılarında buralara uygulanırsa kan dolaşımını
uyaracağından ağrıların giderilmesine yarcımcı olur. Yalnız bu işleme
deri kızarınca hemen son vermek gerekir.

*Kanı temizler, alyuvarları yeniler, kan yapıcıdır.Kan şekerini düşürür, ödemi giderir.

*Bağırsak temizleyici, gaz gidericidir. İdrar söktürücü, idrar yolları
hastalıkları ve iltihaplarında , (çayı veya kökleri kaynatılarak
içilir.)

*Bedeni güçlendirici ve uyarıcıdır. Vücudun savunma gücünü artırmak için ısırganın tohumları kullanılır.

*Fazla aybaşılarda, adet düzensizliklerinde, kanlı basurda ,burun
kanamalarında durdurucu özelliğe sahiptir. Şurubu kanı pıhtılaştırır.

*Mide krapların da ve ülserinde, bağırsak ülserinde kullanılır.
Karaciğer,safra kesesi, dalak akciğer hastalıklarında(yaprakları
haşlanarak hazırlanır. Önleyici olarak da yıl boyunca günde 1 fincan
içilir.)

*Gut ve fistüllere iyi gelir.(Çayı)

*Boğaz ağrılarında, göğsü yumuşatmada ve balgam söktürücü olarak kullanılır.(boğaz ağrılarında şurubu kullanılır.)

*Şeker hastalığı ve bulantısında; 50gr. ısırgan yaprağı, 1litre suda
haşlanır, süzülür ve bu çay her yemekten önce bir çay bardağı içilir.

*Herhangi bir allerji rahatsızlığı olanlar (bahar nezlesi dahil) uzun
bir süre ısırganotu çayı içmelidir. Soğuk algınlığına karşı korur.

*Tansiyon düşürücüdür.Zehirlenmelerde kullanılır.

*Damar kireçlenmesi ve damarları açmada kökleri kullanılır.
Baldırlardaki damar tıkanıklıklarında, ısırgan kökü ayak banyosu,
kramplarda ısırganotu banyosu yapılır. Kroner damarların daralmasında
banyonun yanısıra, kaynatılmış bitkinin ılık suyu ile kalp bölgesine
hafifçe masaj yapılır.

*Baş ağrılarında; 2.5 litre çay 1 güne yayılarak içilir. Prostat büyümesinde kökler kaynatılıp suyu içilir.

*Ağız çevresi ve koltukaltı iltihaplarını giderir.Kullanımı (genel) 3-4
ölçek sekrencebin, maydanoz, veya kereviz suyu, ısırganotu karıştırılıp
günde 1-2 fincan içilir.

*Nasır ve tırnak mantarlarında çayı içilir. Ellerde bu çayla yıkanırsa güzelleştirir.

*Egzama ve sivilcelerde şurubuna batırılan pamukla yıkanır, temizlenir, aynı zamanda çayı içilir.

*Saçları canlandırır, dökülmesini önler, sıklaştırır, kepeği giderir.
-Taze ısırgan ve kökü kaynatılarak suyuyla saçlar yıkanır. - Tenyür ile
kafa derisine hergün masaj yapılır.

KULLANIM BİÇİMLERİ

Bu şifalı bitkiyi, yemeğini yaparak veya salata şeklinde yiyerek,
kaynatılıp çay gibi demleyerek yada tohumlarını süzme balla
karıştırarak kullanılabilir.

Çay Hazırlamak: Dolu bir çay kaşığı bitki, bir fincan kaynak suda haşlanır ve demlenmesi için kısaca beklenir.

Isırgan Tentürü: İlkbaharda veya sonbaharda sökülen kökler, bir
fırça yardımı ile iyice yıkanır, küçük küçük kesilir ve şişenin
boğazına kadar doldurulur. Köklerin üstüne çıkana kadar konyak eklenir
ve 14 gün sıcak bir yerde bekletilir.

Ayak Banyoları: İki avuç dolusu yıkanmış kök, saplar ve
yapraklar, 5 litre suya koyularak, 10-12 saat bekletilir ve sonra
kaynama serecesine kadar ısıtılır. Banyo sırasında bitkiler suyun
içerisinde kalır. Bu ayak banyosu, yeniden ısıtılarak, 2-3 kere daha
kullanılabilir.

Saç Yıkama: 8-10 avuç taze veya kurutulmuş bitki, bir kabın
içindeki 5 litre suya koyulur ve ağır ateşte, kaynayana kadar ısıtılır
ve 5 dakika demlemeye bırakılır. Isırgan kökü kullanıldığında, iki avuç
dolusu kök akşamdan soğuk suya koyulur, ertesi gün kaynayana kadar
ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika beklenir. Bu durumda, saç yıkamak
için sodalı sabun gerekir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:17 am

ÇÖREKOTU (Nigella sativa)

Bilinen 16 türü vardır. Şam çörekotu, kırk çörekotu bilinen türleridir.
Karamuk, siyah susam ve çörekotu diye de anılır. Çörek otu, % 35-40
oranında yağ, acı madde, uçucu yağ, saponin, tanen, nigelon (bronşit
nöbetlerine karşı), thymochinon (öd söktürücü) içerir.

*Vücuda kuvvet ve zindelik verir; bal ile macun yapıp yenebilir. Kan yapıcıdır; her sabah kuru üzümle beraber yenmeli.

*Çocukların gaz ve sancılarında; bir miktar çörekotu tohumu, bir tane
hindistan ceviziyle de dövülür ve tülbente konup, çocuğun ağzına
tutularak emzirilir.

*Kadınların hayzını söktürür. Anne sütünü artırır; balla yenmeye devam
edilmelidir. Unutkanlığa faydalıdır, balla macun yapılıp yenmeli.

*Mide ve bağırsaktaki gazları söker, hazmı kolaylaştırır, iştah açar; ekmek ve keklere katılırsa da şişlik yapmaz.

*Böbrekteki kum ve taşları döker; şerbeti içilir veya 4 bardak suya 3
çorba kaşığı çörek otu dövülerek konur, üzerine 1 çay kaşığı sözme bal
konur. Kaynatılıp süzülür. Günde üç kere 1'er çay bardağı içilir.

*Felç ve kazıklı hummaya (tetanoz) faydalıdır; çörek otu yağı burundan faydalıdır.

*Öksürük, balgam, nefes darlığı ve romatizmaya faydalıdır; balla
karıştırılıp yenir veya macun yapılır. Grip ve nezleye, baş ağrısına;
yağı burundan damlatılır veya çörek otu bir müddet sirke içinde
bekletildikten sonra alınarak toz haline getirilir, enfiye gibi burna
çekilir veya tohumları kavrulur, tütsüsü burna çekilir.

-Kulak için, sonradan meydana gelen üşütme, rüzgâr alma, iltihap tıkanıklıklarında; çörek otu yağı kulağa damlatılır.

*Diş ağrısı ve diş iltihaplanmalarında kullanılır; çörek otu sirke ile kaynatılıp ağızda gargara yapılır.

*Bağırsak ve karındaki kurt, parazit ve solucanları öldürür; sirke ile kaynatılıp aç karnına içilir.

*Basura faydalıdır; sirke ile kaynatılıp basura sürülürse veya yakılır
elde edilen külü içilir veya acı kavun suyu ile merhem yapılır
sürülürse faydası görülür.

*Vücudun muhtelif yerlerinde sızısı olanlar; sabunlu sıcak su ile
yıkanır, çörek otu kavrularak dövülür ve yıllanmış zeytin yağı içine
konur. Bu yağ sızılı kimsenin tepesinden ayağına kadar sürülür, hasta
giydirilir. Soğuk rüzgâr değmeden yatağa yatırılır, iyice terletilir.
Hasta terledikten sonra sızılar geçer ve vücut ipek gibi olur.

*Sivilce, uyuz, egzama gibi cilt hastalıklarına faydalıdır; çörek otu sirke ile kaynatılıp sürülür.

*Saçları besler, kepeği önler; çörek otu yağı saçlara sürülür.

*Çörek otu tütsüsü haşereleri öldürür.

GENEL KULLANIM

Kanser ve AIDS' bağışıklık sistemini güçlendirir. Bronkodiletatör (bronşları genişletici) dür.]

Macun: 1kg bala, 200gr. Çörek otu öğütülüp karıştırılır. Bir kaba
konur, üstü tülbentle örtülür. Üç gün üç gece ay ve yıldızları görecek
şekilde bekletilir.Sonra bu macundan 3 çay veya 1 şeker kaşığı günde 3
kere aç karnına yenir.

*UYARI: Çörek otunun balla kullanımı tavsiye edilir. Yüksek dozajda almamak gerekir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:17 am

ZEYTİN

Zeytinyağının Türleri:

1-Riviera zeytinyağı: Rafine ve Naturel z.yağının belli oranda
karışımı ile elde edilir. Özellikle yemek ve kızartmalarda tercih
dedilir. Asit oranı en fazla %1'dir.

2-Rafine zeytinyağı: Zeytinyağı asit oranı yüksek olduğundan
rafine edilmesi gerekir. Fiziksel rafine işlemi sonrasında elde rafine
zeytinyağı hemen hemen sıfır asit oranına sahiptir. Rafine yada Light
z.yağı daha çok z.yağının kuvvetli lezzetine alışık olmayan kimseler
tarafından tüketilir.

3-Naturel zeytinyağı: Sızma ve naturel olarak ikiye ayrılır.
Sızma zeytinyağının asit oranı en fazla %1'dir. Zeytinyağı içinde en
makbulü sızmadır. Çiğ olarak salata ve soslarda tüketilir. Naturel
zeytiyağı yada extra extra zeytinyağında asit oranı %1-2 arasındadır.

*Yine zeytinin şekerinden, zeytin çiçeği kolonyasından, zeytin salatasından, sabunlarına kadar birçok ürünü devardır.

*Bugün dünyanın en önemli kanser ilacı köpek balığı kıkırdağıdır.
Köpekbalığından çikan sgualene adlı madde sızma zeytinyağında bol
miktarda bulunur Günde 100 cl . zeytinyağı tüketimiyle köpekbalığı
kıkırdağından alınacak kadar sgualene alınır. Zeytinyağı kanser riskini
% 50'ye yakın azaltmaktadır.

* Zeytinyağı hücreleri korur. Zeytinyağının içinde bulunan Oleiprine
adlı madde sayesinde hücreler yenilerek kansere karşı hücreleri korur.

*Zeytin yağı üretim aşamasında ısıyla temas etmemesi gerekiyor. Bu
nedenle sağlıklısı Riveriya değil, Sızma olanıdır. Aslında en doğrusu,
kokusuna alışıp mümkün olduğunca az veya hiç rafine edilmemişi
kullanmaktır.

*Zeytin ağacının dalları, yaprakları ve reçinesi olduğu kadar, yağıda
yıllardır ilaçların bileşimlerinde yer alan doğal maddelerden
birisidir, doğal bir ilaçtır.

*Yiyeceğin yanısıra merhem olarak da kullanılan zeytinyağı; tahrişin
neden olduğu acı ile yanmayı giderici ve yumuşatıcı özellikleri olan
losyondurda.

*Zeytinyağı, derinin foliküllerine penetre olabildiği için, gerek
internal gerekse eksternal dokuların yara veya iritasyonunda ve
enfeksiyonlara karşı faydalıdır.

*Sindirim sistemini etkiler; ister soğuk olsun, ister sıcak olsun
zeytinyağı mideyi çepeçevre koruyucu bir tabakayla sararak mide asitini
azaltır. Yemek öncesi veya sonrası alınan bir kaşık zeytinyağı, mide
zarını örtüp alkolün işlemesini önleyeceği gibi, karışık içkilerin yol
açtığı sarhoşluğuda azaltır.

*Gastrit ve ülsere karşı korumada etkin yardım sağlar. Hazmı en kolay
olan zeytinyağı besinlerin bağırsaklar tarafından çok daha iyi
emilmesini sağlayarak bağırsakların çalışmasını düzenler.
Isıtılmış olsun yada olmasın zeytinyağı gastrik asiditeyi
azaltabilmektedir. Tahriş giderici etkileri ülsere karşı koruma sağlar.
Bağırsaklardan yiyecek geçişini kolaylaştırmak suretiyle konstipasyona
engel olur.

*Zeytinyağı safra kesesinin kontraksiyonlarını (kasılma) ve safra
salgılanmasını uyararak safra taşı oluşum riskini azaltır, hazmı
kolaylaştırır. Dalakta taş oluşumunu önler. Sarılığa ve karaciğer
sancılarına iyi gelir.
Oruç tutanlar, sahurda bir çorba kaşığı zeytinyağı içerse safra kesesi ve barsakları rahatlatacaktır.

*Sabah kahvaltıdan önce alınan 1 veya 2 çorba kaşığı zeytinyağı -basit
kronik kabızlığa - iyi gelir (daha iyi netice için suyla
karıştırılabilir). Basur şikayetlerini giderir; sıcak olarak içilir.

*Anne sütündede bulunan E vitamini ve oleik asit içeriği ile
zeytinyağı, normal kemik gelişimine katkıda bulunur. Anne karnında ve
doğumdan sonra bebeğin beyninin olduğu kadar, genel olarak sinir
sisteminin gelişimini de desteklediğinden, gebe ve emziren annelere
özellikle yararlıdır.

*Zeytinyağı yaşlanmanın, hem genel olarak doku ve organlar, hemde beyin fonksiyonları üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir.

*Yüksek tansiyonu düşürür; yaprakları ve dallarından çay yapılır. Taze
yada kuru zeytin yaprağını 300 gr. suda 15 dakika kaynatıp, süzdükten
sonra şeker ilave edrek 15 gün boyunca her sabah akşam sıcak içmek
faydalıdır.

*Kan şekeri seviyesinin düşmesine yardım eder.

*Ağrı, romatizma, burkulma ve adale incelmelerinde; zeytinyağı sürülür
veya 200 gr taze çiçek ve yaprak, 100 gr sarı papatya ile 1 kg
zeytinyağını arada sırada karıştırarak iki saat 'benmari' içinde
kaynattıktan sonra içindekileri süzüp ağrı veren yerler ovulur. Kapalı
yanıklarda zeytinyağı sürülerek kullanılır.

*Kötü kolesterol LDL'yi azaltırken, iyi kolesterol HDL'yi artırır.
(Yüksek LDL kolesterolü seviyesine bağlı olarak yükselen kolesterol
seviyesinin aterosklerotik kalp hastalığında nedensel rol oynadığı
kuşkusuzdur.Epidemiyolojik veriler koroner kalp hastalığı vakalarındaki
düşüşün total veya LDL kolesteroldeki düşüş ile beraber olduğunu
göstermektedir.)

*Diyetle alınan doymuş yağ asitlerinin (DYA) total kolesterol
seviyesini yükseltettiği iyi bilinmektedir. DYA ile tetiklenen
kolesterol yüksekliği çoğunlukla LDL kolesterolündeki yüksekliğe
bağlıdır. DYA ve hayvansal yağdan zengin diyetler HDL kolesterolü ve
apo A-1 de de yükselmeye yol açar.

*Yüksek karbonhidratlı ve düşük yağlı diyet tüketen toplumlarda düşük
HDL kolesterol ile düşük LDL kolesterolün birlikte bulunması koroner
riski artırmazken, yüksek DYA içeren diyete bağlı olarak LDL'nin
yükseldiği toplumlarda daha yüksek HDL seviyesine rağmen koroner riski
yüksektir.Yüksek hayvansal yağ içeren diyetlerin LDL- HDL oranını,
düşük yağ içeren veya çoklu doymamış yağ asitinden (ÇDYA) zengin
diyetlere kıyasla daha fazla yükselttiği görülmüştür.
Laurik, miristik ve palmitik asit birlikte tüm DYA ların başında
gelirken, mistrik asit tereyağında, hurma çekirdeğinin yağında,
hindistan cevizinin yağında bulunmaktadır.Son ikisi aynı zamanda çok
yüksek oranlarda laurik asitte içerirler.Bu üç yağdan hangisinin
kolesterol yükseltme potansiyelinin en fazla olduğu hala tartışma
konusudur. Her üçününde LDL kolesterolünü yükselttiği yapılan
çalışmalarda gözlenmiştir.

DYA yerine linoleik asit konulduğunda total kolesterolde düşüşe neden olmaktadır.
Diyetteki başlıca tekli doymamış yağ asidi oleik asittir.Oleik asit zeytinyağında hakim olan yağ asididir.
Düşük yağlı, yüksek karbonhidratlı diyetler total ve LDL kolesterol
konsantrasyonlarını anlamlı olarak düşürürken aynı zamanda kesinlikle
HDL seviyesinde de düşüşe neden olur.
Zeytinyağı sağlıklı lipid düşürücü diyete yararlı katkıda bulunur.

*Kalp dostu;zeytinyağı hayvansal yağların tersine kandaki kolesterol
miktarını ve dolayısıyla kalp krizi riskini azaltır. Kan
plateletlerinin toplanmasına engel olarak kan pıhtılaşması riskini de
yok eder.

*İçerdiği linoleik asit yüzdesi nedeniyle anne sütüne benzeyen
zeytinyağı, inek sütüne katıldığında anne sütüne yakın değer elde
edilir. Sütü kesilen anneler yağsız inek sütüne biraz zeytinyağı katıp
bebeğe verilebilir.

*Günde birkaç damla zeytinyağı bebeğin gelişimine büyük katkı sağlar.

*İçerdiği E, A, K vitaminleri ile her yaştaki çocuğun gerekli
ihtiyacına yanıt verir. Bu vitaminler kemiklerin doğal gelişimine ve
mineralleşmeye yardımcı olup, güçlenmesini hızlandırır. Her yaştaki
insan için yararlıdır.

*Böbreklerin ıslahında, taşları düşürmede, bağırsak kurtlarını düşürmede, karın ağrısında sıcak su ile içilmesi iyi gelir.

*Çocukları raşitizmden korur. Siyatik, mafsal ağrılarına iyi gelir; zeytinyağı tortusu sürülür.

*Ağızda çalkalandığında ,dişlerin beyaz olmasını sağlar,diş etlerini korur, diş çürümelerini önler.

*Zeytinyağı sağlık ve güzellik kaynağıdır. Cilde ve saçlara çok faydalıdır. Cildi besler, korur ve yumuşatır.

*Saçları dökülenlere; 1 yumurta sarısı ve zeytinyağı karışımını saç
diplerine sürerek 1 saat bekletilip daha sonra yıkanması, arada bir
tekrarlanması gerekir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:18 am

BAL (Mel)

BALIN TIBBİ AÇILIMI: Meyve şekeri % 39, üzüm şekeri % 34, su % 18,
kamış şekeri % 0.4, protein maddeleri% 0.3, nişasta % 4.8, madeni
tuzlar% 0.2, mineral maddeleri % 1.3, organik asitler % 0.1
Ayrıca, B2, B6, H, C, K vitaminleri, folikasit, pantotenik asit, uçanyağ, boya maddeleri ve tatlandırıcı içerir.

Balın kalitesi alındığı bitkilere göre değişir, en kaliteli bal
çiçekbalıdır. Memleketimizde ise yaylanın yüksekliği ve çiçek çeşidinin
bolluğu ile tanınan ANZER balı çok kıymetli ve çok şifalı olduğuna
inanılır.Yine Siirt Pervari'nin Karakovan balı, Hakkari Yüksekova'nın
balı, Ardahan, Erzurum, Bingöl, Sivas çiçek balları fabrikasyon (şeker
yedirerek yapılan) değilse kıymetlidir.

Çam balı, Kestane çiçeği balı (deli bal), Ayçiçek balı, en çok bulunan ballardır.

Balın en iyisi, saf, temiz, yumuşak ve güzel kokulu, dağlarda ve ağaçlarda olan kovanda olandan daha kıymetlidir.

*Mideye kuvvet verir, midedeki fazlalıkları dışarı atar. Sindirimi
kolaylaştırır, sindirim organlarının düzenli çalışmasını sağlar. Hazmı
gerektirmediği için kolayca kana geçer, baldaki şeker emilimi en kolay
olan şekerdir.

*Kabızlık vakalarında sıcak bal, ishalde ise soğuk bal şerbeti çok faydalıdır. Bal şerbeti karın ağrısını dindirir.

*Kansızlığı ve zaafı giderir. Hastalıktan yeni kalkmışlara kuvvet verir.

*Şerbeti içilirse damarları açar, kalp adalesine faaliyet ve zindelik
verir, kalp hastalıklarına faydalıdır, diğer şekerlerin aksine, oksijen
ile reaksiyona girdiğinde tam bir yanma meydana geldiği için kanda daha
az atık madde bırakır.

*Romatizmal hastalıklarda haricen kullanmak hastayı kısa sürede
iyileştirir, romatizmalı yeri arıya sokturmakta faydalıdır, hafif
ateşte ısıtılmış bal mumu ağrıyan bölgeye bağlanırsa iki üç saat sonra
ağrı ve iltihabın geçtiği görülür.

*Alerjik vakalarda, özellikle bahar alerjisine yakalanan kişiler hangi
koku ve tozun kendilerinde alerji yaptığını bilir veya bulursa o çiçek
balını ya da bal şerbetini yerlerse giderir.

*Bal ısıtılıp buharı buruna çekildiğinde, hastanın ağrı ve sızısı birkaç dakika sonra dinmeye başlar.

*Özellikle Deli Bal (Kestane-Kekik balı) yüksek tansiyonu düşürücü
etkiye sahiptir. 1günde 1 şeker kaşığından fazla yenmemesi gerekir.
Fazla yenirse tansiyonu fazla düşürür, çarpar.

*İhtiva ettiği A, B, C ve diğer vitaminler ve minerallerle insana
zindelik verir. Zekanın açılmasında; Bal, ceviz, fıstık yenmesi iyi
gelir.

*İştahı açar. 1 su bardağı ılık suya 1 tatlı kaşığı süzme bal ve kahve kaşığı çörek otu konup karıştırılır günde 1 kere içilir.

*Diğer tatlı ve meyvelerin zıddı bal dişleri ve diş etlerini temizleyip
parlatan bir macundur. Dişleri ve dişetlerini mikroplardan korur,
ağızdaki yaraları tedavi eder. Şeker veya meyve yense ağız fırçalanmasa
dişte feaftün (koku) olup diş çürür. Bal ise diş temizliğinde de
kullanılmıştır.

*Alaca hastası olanlar en az 2-3 ay sabah aç karnına 1 su bardağı bal şerbeti içerlerse fayda görürler.

*Ilık çam balı günde sabah ve akşam 1'er su bardağı içilirse zayıflatır.

*Balgamı keser, vucudun pis rutubetini giderir. Bal, karaciğeri ve
göğsü temizler. Bal şerbetinin hem tatlı hem soğuk olması sağlığı
koruma açısından çok faydalıdır. Karaciğer ve kalp soğuk ve tatlı
gıdayı sever.

*Nar suyuna karıştırılır göze sürme gibi çekilirse gözün keskin görmesini sağlar.

*İdrar söktürür, mesane yollarını temizler. İdrar yolları iltihaplarında; Bal 750 gr, turp tohumu 450 gr karıştırılarak yenir.

* Bal yatağını ıslatan çocuklar içinde faydalıdır. Çocukların
ishalinde; Gül çiçeği yaprağı ile karıştırılır, çay gibi kaynatılıp
içilir.

*Bal limonla veya sütle içilirse nezle için çok faydalıdır. Boğaz iltihabında (faranjit-anjin)
1 bardak kaynak suya, 1 tatlı kaşığı bal konup karıştırılır. Ilık ılık gargara yapılır.

*Zatürede; Arpa suyu balla tatlandırılıp içilir. Mersin yaprağı kaynatılıp suyu balla içilir.

*Bal gül ile karıştırılıp sabah akşam yenirse Vereme faydalıdır. Zatülcenp te (akciğer zarları arasına su toplanması)
Udihindi ve dere otu suyu balla tatlandırılarak içilir.

*Bal, zeytinyağı ve gres yağıyla karıştırılıp yanan yerlere sürülürse
acı, sızı çekilmez yanık kısa sürede iyileşir, yanık izi
kalmaz.Yanıklarda; Bal veya tahin de sürülür.

*Bal, vücutta olan varis ve varis yaralarına masaj yapılarak sürülürse çok faydalıdır.

*Balla salatalık rendelenerek yenirse susuzluğu giderir. Kanı temizler, sarılığı kısa sürede iyileştirir.

*Bal mumundan bir miktar alınıp balla birlikte birkaç gün ağızda sakız
gibi çiğnenirse burun tıkanıklığı ve bundan dolayı meydana gelen
terlemeyi giderir.
*Bal iyi bir koruyucudur. Bal ilaçların içine katılır, ilacı
güzelleştirir, zararlarını nötüre eder. Ömrünün üç bin yıl olduğu ifade
edilir. Taze et balın içinde saklansa üç ay bozulmadan durur.Taze sebze
ve meyveler balın içinde 6 ay bozulmadan saklanır.Zira balda 6 çeşit
koruyucu sistem vardır.

*Köpek ısırmalarına yılan, akrep sokmasına faydalıdır.Zehirlenmelerde; 1 kaseden büyükçe olarak içilir.

*Vücut bal ile ovulurduğunda cilt yumuşar, bitleri öldürür. Saça sürülürde saçları yumuşatır, besler, uzatır.

* Her gün bir su bardağı ılık bal 1 şeker kaşığı sirke, 1 şeker kaşığı
çörek otu ilave edilip içilirse balın safraya verdiği zarar sirkeyle
giderilir, sirkenin bakteri öldürme özelliği, çörek otunun genel olarak
tedavide kullanımı balın şifasıyla birleşir, vücudu hastalıklardan
korur ve kuvvetlendirir.
Yukarıda saydığımız faydalar hemen bir iki kere kullanmakla görülmez. Uzun süre kullanılmalıdır.

*UYARI: Balın yan tesiri hemen hemen yoktur. Fazla yenmesi safra
için zararlıdır.Biraz sirke katmak bu zararını telafi eder. Deli bal
tansiyon düşürür, fazla yenilince çarpar, hastanelik eder 1 şeker
kaşığından fazla yenilmemesi tavsiye edilir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:18 am

Tarçın (Cinnamomun)

Defnegiller familyasındandır. Anayurdu Güney ve Güneydoğu Asya'dır,
iklimin uygun olmayışı nedeniyle tarçın ülkemizde yetişmez. Tropikal
bölgelerin bitkisi ve birçok türü olan hoş kokulu ağaç ya da
ağaççıklardır. Bu türlerden önemli olan ikisi Seylan tarçını (C.
zeylanicum) ile Çin tarçını (C. cassia)'dır.

Seylan tarçını Sri Lanka, Hindistan ve Myanmar'da yetiştirilir. Kışın
yapraklarını dökmeyen alçak boylu ağaçtır. Bu ağacın körpe dalları
kesilir. Kabukları soyulur, mantar tabakaları çıkarılır, tabakalar
birbirinin içine konulup sarılarak kurutulur. Daha sonra ezilip baharat
olarak Seylan tarçını adıyla satılır. Açık kahverengi ve tatlımsı tadı
hoş olan bu tarçın türü makbuldür.

Çin tarçını daha büyük bir ağaç olup 10-12 m'ye kadar boylanabilir.
Kışın yaprağını dökmeyen bu türün de gövde ve dallarının kabuğu
soyularak yukarıdaki yöntemle elde edilen tarçın, Seylan tarçınına göre
daha yakıcı, keskin ve daha az değerlidir.

Her iki tür tarçının da başlıca bileşeni, uçucu bir yağ olan sinnamik
aldehit'tir. Tarçın baharat olmasının yanı sıra çeşni ve koku vermesi
için bazı yemek, tatlı ve şaraplara katılır. Ağacın meyvesinden elde
edilen tarçın esansı, parfüm endüstrisinde kullanılır.

Tarçının tıbbi etkileri ve bu etkilerden yararlanma yöntemleri şöyle açıklanabilir:

1. Mide ve bağırsak gazlarım söktürür.
2. Hafif doku ve damar büzücü özelliği nedeniyle diyareyi kesici ve peklik vericidir.
3. İştah açıcıdır.
4. Sindirimi kolaylaştırır.
5. Mide bulantıları ve kusma refleksini bastırır.
6. Kan dolaşımını geliştirip hızlandırır.

Bu etkileri sağlamak üzere tarçının toz hali yiyecek ve içeceklere
katılıp istendiği kadar alınır ya da piyasadan sağlanan tarçın esansı
2-3 damla olarak kesme şekere damlatılıp emilir. Tarçın çok fazla
alınırsa aşırı pekliğe neden olabilir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:18 am

Pelin Otu (A. Absinthium)

(Diğer adları: Acı pelin, Ak pelin, Acı yavşan) Bileşikgiller
familyasındandır. Anayurdu Avrupa olan; ülkemizde Kuzey, iç ve Güney
Anadolu'da yabani olarak yetişen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. 120
cm'e kadar boylanabilen pelinin, ince tüylerle kaplı gövdesi kokulu,
kabarık çizgili ve gri -yeşil renklidir.

Çok ince tüylerle kaplı grimsi ya da beyazımsı yeşil, altı gri renkli
ve kokulu olan yaprakları çok parçalı ve almaşık dizilidir.
Temmuz-ağustos aylarında açan açık sarı küçük çiçekleri salkımlar
oluşturur. Silindirik yapılı yassı, küçük ve gri renkli meyvelerinin
içinde kahverengimsi gri minik tohumları bulunur. Pelin döktüğü
tohumlarıyla çoğalır ya da sonbaharda alınan gövde kalemleriyle
çoğaltılır.

Pelinin küçük yapraklı dalları özel kokulu ve çok acı lezzetlidir.
Uçucu yağ, absintin gibi acı maddeler, flavon ve pineni içerir. Eskiden
bazı içkilere acı çeşni vermesi için katılırken 1908 yılından beri bu
şekilde kullanımı yasaklanmıştır.

Pelin, geçmiş yıllarda kurt düşürücü, adet söktürücü ve çocuk düşürücü
etkilerinden yararlanılmak üzere yüksek dozlarda kullanılırdı. Ancak,
yapılan dikkatli analizler, bitkinin zehirleyici ve sinir sistemini
yıkıma uğratıcı etkilerini saptadığından, bitkinin bu amaçlarla
kullanımı da terk edilmiştir.

Günümüzde pelinin tıbbi etkileri aşağıda verilen yöntemle yararlı hale getirilmektedir:

1. Bitkinin, içerdiği acı maddeler nedeniyle bedeni uyarıcı, iştah
açıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı etkileri vardır. Sindirim
salgılarının nitelik ve nicelik yönünden yetersiz kaldığı durumlarda
kullanılır.

2. Yüksek ateş ve enfeksiyon durumlarında güçlü bir iyileştiricidir.

3. Bedeni güçlendirici tonik etkisi vardır.

4. İdrar söktürücüdür.

Bu durumlar için, pelinin yaprakları ve çiçek açmış salkımları,
çiçekleri solduğu dönem olan yaz ortası ve sonbahar başı arasında
toplanıp gölgelik ve havadar yerde kurutulur. 1-2 tatlı kaşığı kuru
karışım üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek 10-15 dakika süreyle
demlendirilmeye bırakılır. Böylece hazırlanan infüzyon, günde iki-üç
kez birer bardak olarak içilebilir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:19 am

Mineçiçeği (V. Officinalis)

Mineçiçeğigiller familyasının örnek bitkisidir. Anayurdu bilinmemekte
ama dünyanın birçok yerinde ve ülkemizde de yetişmektedir. 60-100 cm.
kadar boylanabilen, çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. Dört köşe
kesitli, koyu yeşil renkli ve tüylü gövdesi, bitkinin tepesine doğru
dallara ayrılır. Tüylü ve parlak koyu renkli, kenarları derin dişli ve
sapsız yaprakları, uzamış meşe yaprağına benzer.

Yaz ortasında başak ya da şemsiye biçimi oluşturarak açmaya başlayan,
ilk don olayına kadar açışını sürdüren küçük çiçekleri eflatun, mavi ve
kimi zaman da alacalı renklerde olur. Çiçeğin ortası, beyaz ve siyah
görünüşüyle küçük gözlere benzer. Olgunlaşan çiçekleri tek tohumlu sert
meyveler verir. Deniz, göl ve akarsulara yakın bol güneşli ya da kısmi
gölgeli yerleri; suyu iyi akıntılı, bitek, kum ve kil karışımı gevşek
toprakları seven bu bitki, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.

Mineçiçeği, verbalin adı verilen acı tatlı glikozitler, uçucu yağ,
yapışkan bitki sıvısı ve tanen içerir. Bazı yerlerde bitkinin
yaprakları yemeklere, çiğ olarak salatalara ve evde yapılan içkilere
katılır.

Çok gösterişli bir bitki olmayan mineçiçeği Eski Mısır, Yunan, Çin ile
Roma'da ve ilk Hıristiyanlık dönemlerinde kutsal sayılıp övgüyle
anılmış, aşk iksirlerine katılmıştır.

Günümüzde bitkinin saptanan yararları bu övgüleri haklı çıkarmaktadır.
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemlerini şöyle
sıralayabiliriz:

1. Sinirleri güçlendirici toniktir. Bedeni uyarıcı etkileri nedeniyle
yorgunluk, bitkinlik ve uykusuzlukta yararlı etkiler sağlar. Gerginlik
ve stresleri azaltarak yatıştırıcı etki yapar. İsteri nöbetlerinin
kolayca atlatılmasında etkilidir.

2. Bedenin çeşitli yerlerindeki spazmları çözücü etkisi vardır.

3. Terleticidir. Soğuk algınlıklarının atlatılmasında etkili olur.
Balgamı söktürür. Grip sonrası oluşabilen melankoli ve depresyonun
atlatılmasında da yardımcı olur.

4. Sindirimi kolaylaştırır, peklik verir.

5. Kadınlarda aybaşı durumunu düzene sokar, ağrıları hafifletir.

6. Safra kesesi ve sarılık hastalığında yangıları azaltır.

Bu etkileri sağlamak üzere, mineçiçeğinin tüm topraküstü kesimleri
bitki çiçek açmadan önce yaz ortasında toplanır. Gölge, kuru ve havadar
yerde olabildiğince çabuk kurutulur. 1-3 tatlı kaşığı kurutulmuş bitki
alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülür. 10-15 dakika bu şekilde
demlendirilerek elde edilen infüzyon, günde üç kez birer bardak olarak
içilir. Uykusuzluk durumunda yatmadan önce bir bardak alınır.

Mineçiçeğinden elde edilen bu infüzyon diş çürümesi ve dişeti hastalıklarında gargara olarak kullanılır.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:19 am

Mısır Püskülü (Zea Mays)

Buğdaygiller familyasındandır. Anayurdu Güney Amerika olan mısır,
Amerika Kıtası'nın keşfinden sonra denizciler tarafından Avrupa'ya
getirilmiştir. Oradan da, Afrika anakarasından, Mısır üzerinden
ülkemize getirildiğinden, dilimizde bu bitkiye mısır adı verildiği
sanılmaktadır. 2 m'ye kadar boylanabilen, biryıllık dayanıklı tahıl ve
kültür bitkisidir.

Mısırın kökleri toprakta derine kadar iner, kalın ve bol saçaklıdır. 4
cm. çapa ulaşabilen dik gövdesi boğumludur. Bu boğumlar arasında
gövdenin içi boş olur. Gövde üzerinde almaşık dizili uzun yaprakları
şerit biçiminde, paralel damarlı ve uçları sivridir. Aynı bitki
üzerinde ayrı kesimlerde yer alan dişi ve erkek çiçeklerden erkek
olanları, gövdenin ucunda başaklar; dişi olanları, yaprak koltuklarında
koçanlar halinde görülür.

Dişi çiçeklerin olgunlaşmasıyla meydana gelen mısır tohumları, tek ve
kalın bir sap olan koçan üzerinde düzgün sıralar halinde dizilmiş iri
taneler şeklinde olur. Konumuzla ilgili olan kısımları, dişi çiçeklerin
olgunlaşıp tane biçimine gelmeden önce koçanın ucunda 10-30 cm.
uzunlukta oluşturdukları ve adına mısır püskülü denilen ipliksi
uzantıları (stigma'ları)dır. Bol güneşli sulak alanları seven mısır
bitkisi, ülkemizin su bulunan hemen hemen her yerinde kültür bitkisi
olarak yetiştirilirken çok gelişip fazla yer kapladığından tohumlarının
toprağa seyrek olarak ekilmesine dikkat edilir.

6000 yıl kadar önce Güney Amerika'daki And Dağları bölgesi yerlileri
tarafından yetiştirildiği ve tüketildiği saptanan mısır bitkisinin
taneleri, yüksek oranda nişasta ile doymamış yağ asitleri, A vitamini
ve sterolleri içerir. Bu yüzden mısır taneleri hem insanlar hem de
hayvanlar için değerli bir besin kaynağıdır. İlaç olarak kullanılan
mısır püskülünün içerdiği maddeler ise şunlardır: Glikoz ve maltoz gibi
şekerler, steroller, reçine, potasyum tuzları ve uçucu yağ.

Açık esmer ya da kırmızımsı renkli hafif ve özel kokusu bulunan mısır
püskülünün tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
özetlenebilir:

1. Sakinleştiricidir.

2. Bedeni güçlendirici toniktir.

3. Romatizma tedavisinde yardımcı olur.

4. İdrar söktürücüdür.

5. Mesane taşlarını düşürür.

6. Üretrit (idrar yolları enfeksiyonu), sistit (mesane enfeksiyonu) ve
prostatit (prostat bezi enfeksiyonu) tedavilerinde etkilidir. Özellikle
ayrıkotu ve civanperçemi ile birlikte kullanılırsa daha etkili olur.

7. Çocuklarda böbrek sorunlarının atlatılmasına yardımcı olur.

Bu etkileri sağlamak üzere, mısır koçanındaki dişi çiçeklerin döllenme
olayı gerçekleşmeden önce ortaya çıkan püskülleri alınır. Bunlar
kurutulduğunda bazı etkilerini yitirdiğinden kurutulmadan kullanılması
daha doğru olur. 1 bardak kaynar suyun içine 2 tatlı kaşığı kuru ya da
taze mısır püskülü konur. 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen
infüzyondan günde iki-üç kez birer bardak içilir.

Mısır tanelerinden elde edilen mısırözü yağının, sıvı bitkisel bir
yemeklik yağ olarak, damar sertliğini önlediğini, kullanan kişilere bu
konuda büyük yarar sağladığını belirtmeden geçemeyeceğiz.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:20 am

Mercanköşkü (Origanum)

Ballıbabagiller familyasındandır. Akdeniz havzası bitkisidir. Çeşitli
türleri ülkemizde de Trakya, Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde
yabani olarak yetişir. Kayalık ve kurak yerlerde rastlanan, çalı
görünüşlü, hoş kokulu bitkilerdir.

Bu türlerden konumuzla en çok ilgili olanı Yabani mercanköşkü (O.
vulgare)'dür. Güveyotu ya da keklikotu adlarıyla da bilinen bu tür,
25-80 cm. boylanabilir ve toprağın üzerine yayılarak gelişir. Biber
gibi kokan koyu yeşil renkli yaprakları, haziran ile ekim ayları
arasında beyaz ya da pembe renkte açan çiçekleri vardır. Bol güneşli ya
da kısmen gölge yerleri seven bitki, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.

Yabani mercanköşkünün topraküstü kesimlerinde, karvakrol ile timol adlı
maddeleri içeren uçucu yağ, asitler, tanen ve acı esanslar bulunur.
Bazı yerlerde yaprakları kurutulup kekik yerine baharat olarak
kullanılır. Ayrıca bitkinin topraküstü kesimlerinin damıtılmasıyla elde
edilen mercanköşkü yağı da parfümeri ve likör endüstrilerinde
kullanılır.

Yabani mercanköşkünün tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:

1. Uyarıcı ve terleticidir. Soğuk algınlığı ve gribin iyileştirilmesinde yararlı olur.

2. Öksürük ve boğmacanın tedavisinde etkilidir.

3. Yatıştırıcıdır.

4. Uyarıcı etkisi sindirim sisteminde de görülür: İştah açar. Sindirimi kolaylaştırıp hazımsızlığı giderir.

5. İdrar ve gaz söktürücüdür.

6. Peklik vericidir.

7. Kadınlarda aybaşı döneminin daha kolay ve rahat geçmesini sağlar.

Bütün bu etkileri sağlamak üzere, yabani mercanköşkünün topraküstü
kesimleri, bitki çiçek açtığında toplanır. Kalın dal ve sapları ayrılıp
atılır. Geri kalan kısımlardan 1 tatlı kaşığı kurumuş ya da taze bitki
karışımı 1 bardak kaynar suyun içine konur. 10-15 dakika
demlendirilerek hazırlanan infüzyon, günde üç kez birer bardak içilir.

Yabani mercanköşkü iyi bir antiseptiktir. Ağız yangılarına karşı
etkilidir. Arı ve böcek sokmalarında da yangıyı kesip rahatlatır. Bu
etkilerinden yararlanmak üzere, yukarda tarifi verilen infüzyonla ya da
daha iyisi, 1 tatlı kaşığı dolusu bitkinin suda kaynatılmasıyla
hazırlanan dekoksiyonla ağız iyice çalkalanır. Böcek veya arı sokması
durumlarında, sokulan yer aynı dekoksiyonla sıkıca ovuşturulur.

Ayrıca, yabani mercanköşkü etkili bir yara iyileştiricidir. Romatizma
ve kas ağrılarında bedeni rahatlatıcı etkisi görülür. Özellikle
gerginlik durumunda oluşan baş ağrılarında etkili olur. Bu etkilerinden
yararlanmak üzere, piyasada satılan mercanköşkü yağı alınıp yara ve
kesikler bununla yıkanır. Baş ağrısı durumunda şakaklar, romatizma ve
kas ağrılarında şikâyetli yerler mercanköşkü yağıyla ovuşturulur.

Diğer mercanköşkü türlerini şöyle özetleyebiliriz:

İzmir kekiği (O. smyrnaeum ya da O. onites) diye adlandırılan tür, Ege
ve Akdeniz bölgelerindeki makiliklerde yaygındır. 40-50 cm.
boylanabilen, çokyıllık bitkidir. Yaprakları oval biçimli, kenarları
hafif dişli, yumuşak, tüylü ve kekiğimsi kokuludur. Nisan-temmuz
aylarında çiçek açan bitki, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.

İstanbul ya da Çanakkale kekiği (O. heracleoticum veya O. hirtum)
denilen mercanköşkü türü ise, Trakya, Marmara bölgesi ve Batı
Anadolu'da yetişir. 50 cm. kadar boylanabilen çokyıllık bitkidir.
Temmuz-ağustos ayında çiçek açar. Yaprakları kekiğimsi kokar. Döktüğü
tohumlarıyla çoğalır.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:20 am

Karanfil (E. Caryophyllata)

Mersingiller familyasındandır. Anayurdu Endonezya'daki, adı yerli
dilinde baharat anlamına gelen Moluk takımadalarıdır. Ama, günümüzde
daha çok Afrika kıtasının doğusundaki Zengibar ile Hint Okyanusundaki
diğer adalarda yetiştirilmektedir, iklimi uygun olmadığından ülkemizde
yetişmeyen karanfil ağacı, 10-20 m'ye kadar boylanabilen ve kışın
yapraklarını dökmeyen duyarlı bir bitkidir. Derimsi dokulu, parlak ve
iri yaprakları dallarda karşılıklı çiftler halinde dizilmiş olup
üzerlerinde salgı bezi benekleri bulunur.

Çan biçimindeki pembe renkli çiçeklerinin tomurcukları kurutulduğunda
kırmızımsı kahverengine döner. Hoş kokulu olan bu tomurcuklara kısaca
'karanfil' adı verilir. Kısmen gölgeli, soğuk ve rüzgâra karşı
korunmalı yerleri seven karanfil ağacı, suyu iyi akıntılı ve asitli
toprakları yeğler. Tohumuyla ya da gövde çelikleriyle çoğaltılır.

Karanfil tomurcuklarında ogenol (ojenol) adı verilen hidrokarbon,
şahsilik asit ve karyofıllin içeren bir uçucu yağ (esans) bulunur.
Karanfılyağı da denilen bu esans, diş hekimliğinde sıkça yararlanılan
antiseptik ve ağrı kesici ilaçların yapımında kullanılır. Karanfil
tomurcukları ise, bazı reçel, yemek, turşu ve baharatlı şarapların
yapımında çeşni olarak kullanılmaktadır.

Karanfil tomurcuklarının ve karanfilyağının sağlığa yararlı etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:

1. Karanfil tomurcukları uyarıcıdır. Özellikle sindirim sistemi üzerinde uyarıcı etki yapar.

2. Gaz söktürücüdür.

3. Mide bulantısını bastırır. Kusmaları önler.

Bu etkilerinden yararlanılmak üzere piyasada satılan karanfil
tomurcuklarından bir tutam (7-8 tane) alınıp 1 bardak kaynar suya
atılır. 10 dakika demlendirilerek hazırlanan infüzyon ılık olarak
içilir.

1. Karanfil tomurcukları nefesin kötü kokusunu yok eder. Bunun için
tomurcuklar ağızda çiğnenip sert bakiye tükürükle atılır ya da yukarda
tarifi verilen infüzyonla gargara yapılır.

2. Karanfil tomurcuğu ağrı kesici ve hafif uyuşturucudur. Bu
etkilerinden yararlanılarak diş ağrısını kesmekte kullanılır. Bir adet
karanfil tohumu ağıza alınır. Ağrıyan çürük dişin yakınına getirilir ve
bir süre orada tutulur ya da gene piyasada satılan karanfilyağı biraz
pamuğun üzerine damlatılır ve pamuk ağrıyan dişe bastırılır.

3. Karanfılyağı romatizma ve nevralji ağrılarının hafifletilmesinde
yararlı olur. Bunun için karanfilyağı ağrılı yerlere dıştan
ovuşturularak uygulanır.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:21 am

POLEN

Çiçeklerin ortasında bulunan erkek üreme hücresidir. Ancak mikroskop
altında görülebilen bu hücreler 10 yıl dayanabilecek kadar canlıdırlar
ve o bitkinin tüm genetik ve diğer özelliklerini taşır, döllenmeyi
sağlayarak nesillerin devamını temin eder. Polende tüm vitaminler ve
minerallerin insan yaşamı için en ideal oranlarda bulunması en üstün
özelliğidir. Vitamin A -C ve özellikle B-kompleks vitaminleri yönünden
zengindir. Ayrıca yüksek oranda protein (%20-25) içerir. Mineral,
enzim, eser elementler ve diğer vitaminlerde bulunur. Tüm hastalıkların
tedavisinde de yardımcı madde olarak kullanılmaktadır.

*Bağışıklık sistemini güçlendirir, antibakteriyel etkisi vardır.

*Kan basıncının düzenlenmesinde kullanılır.

*Üriner sistem enfeksiyonlarında kullanılır.

*Cinsel (isteksizlik, erken boşalma, iktidarsızlık) problemlerinde kullanılı.r

*Sinir sistemi, stres ve halsizlik gidericidir.

*Hücre yenileyici, dokuların yaşlanmasını geciktiricidir.

*Menopoz, andropozun kolay atlatılması için kullanılır.

*Gebelik sürecinin sağlıklı seyrini sağlar.

*Emzirmede süt oluşumunun artırılmasında etkilidir.

*Sindirim sistemi (gastrit, ülser) ve hemoroidte kullanılır.

*UYARI: Arı sokmasına alerjisi veya astımı olan kişilerin arı polenini dikkatli kullanılmalıdır.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:21 am

Acıbakla:
( Lupine / Lupin / Lupine) 10-100 cm yüksekliginde, xxx tüylü, bir
senelik bitkiler. Yapraklar el seklinde parçali, uzun sapli, 5-9
yaprakçiklidir. Çiçekleri dik salkim durumunda, beyaz veya mavimsi
renkli, çiçek taç yapragi kelebek seklindedir. Yahudi baklasi diye de
taninir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Akdeniz bölgesi, Bursa, Antalya ve Konya çevreleridir.

Memleketimizde üç türü bulunmaktadir.
Beyaz yahudi baklasi: Beyaz çiçeklidir. 120 cm kadar yükseklikte, bir yillik bir bitkidir.
Sari çiçekli yahudi baklasi: Vatani, Orta ve Güney Avrupa’dir.
Mavi çiçekli yahudi baklasi: Vatani, Akdeniz çevresi memleketleridir.
Kullanildigi yerler: Tohumlarinin idrar söktürücü, kan temizleyici ve
kurt düsürücü tesiri vardir. Bazi türlerinin kavrulmus tohumlari “sebze
kahvesi” ismiyle kahve yerine kullanilmaktadir. Fakat alkaloid tasiyan
türlerinin bu sekilde kullanilmasi tehlikelidir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:21 am

Feslegen:
(Basilienkraut / Basilic / Sweetbasil / Reyhanotu / Ocimum basilicum )
Haziran-eylül aylari arasinda, pembemsi veya sarimsi-beyaz renkli
çiçekler açan, 20-40 cm yüksekliginde, çok senelik, kuvvetli kokulu,
otsu bir bitkidir. Reyhan otu olarak da bilinir. Vatani Iran ve
Hindistan’dir. Gövdeleri dik, tüysüz veya hafifçe tüylü, çok dalli ve
yapraklidir.Yapraklar karsilikli ve uzunca sapli olup, hos kokuludur.
Çiçekler üst yapraklarin koltugunda ekseriya 6 çiçekli durumlar hâlinde
toplanmistir.Çanak ve taç yapraklari tüp seklinde ve 2
dudaklidir.Meyveleri oval sekilli, küçük ve parlak siyah renklidir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Yerli degildir. Süs bitkisi olarak yetistirilir.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kisimlari, tâze çiçekli
dallari ve tohumlaridir. Uçucu yag tasimaktadir. Bu yag içinde
estragol,linalol, cineol ve pinen vardir. Feslegen midevî, yatistirici
ve barsaklarda gaz tesekkülüne mâni olucu özelliklerinden dolayi % 1-2
lik çay hâlinde kullanilir. Uçucu yagda da ayni hassalar vardir.Idrar
yollari hastaliklarina karsi tesirlidir. Tohumlarindan öksürük kesici
olarak istifade edilir. Baharat olarak salata ve çorbalarda kullanilir.
Ete, baliga ve sosise konur. Süte ve hardala karistirilir.Anadolu’da
aroma vermesi için pekmez yapilirken içine konulur. Uçucu yagi
parfümeride de kullanilir. Ayrica öksürügü kesici, hazimsizligi ve bas
dönmeleri giderici özelligi de bilinir. ari sokmalarina karsi da
faydalidir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:22 am

Kabak:
(Küerbis / Courge / Gourd / Cucurbita / ) Bir yillik, sürünücü otsu bir
bitki. Gövdeleri tüylü sürünücü olup, silindir biçimindedir. Kökleri
uzun ve ig seklindedir. Yapraklar tüylü, büyük, böbrek veya kalp
seklinde, bes parçali, uzun saplidir. Çiçekler tek eseylidir. Erkek
çiçekler sarimsi renkte büyük, disi çiçekler daha küçüktür. Meyveleri
çesidine göre küremsi, silindir veya yumurtamsi sekillerde ve saplidir.
Meyve kabugu ince veya kalin, yumusak veya serttir. Meyveleri çok
tohumludur. Kabak, bir sicak ve mutedil bölge bitkisidir.
Memleketimizde birçok kabak türü ve bunlarin varyeteleri ekilmektedir.
Bilhassa sakiz kabagi (Cucurbita pepo) ve kestane kabagi (C. maxima)
veya helvaci kabagi önemli olup tibbî olarak da kullanilmaktadir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Memleketimizde kültür olarak yetistirilir.

Sakiz kabagi (C. pepo): Gövdeleri boyunca keskin çizgili, yapraklari
bes sivri parçalidir. Meyveleri silindir veya yumurtamsi olup, kalin ve
sert kabukludur. Beyaz etli, makbul bir kabaktir. 20-30 cm kadar
uzunluktadir.

Kestane kabagi-Helvaci kabagi (C. maxima): Gövdeleri silindir
biçiminde, yapraklari böbrek seklinde ve tüylüdür. Meyveleri basik
küremsi, sapli, ince kabukludur. Pisirildiginde kabuklari yumusar ve
zar gibi soyulur. Kirmizi etli kisminda sekerli ve nisastali maddeler
vardir. Yemegi ve tatlisi yapilir.

Kullanildigi yerler: Her iki türün tibbî olarak kurutulmus tohumlari
kullanilir. Tohumlarinda sâbit yag ve peporesin vardir. Tohumlari
(çekirdekleri) tenya ve kurt düsürücü olarak bilhassa çocuklarda
kullanilmaktadir. Tohumlar dis kabuklarindan ayrilarak dövülür, sekerle
karistirilarak verilebilir. Ortalama doz çocuklarda 40 gr büyüklerde
takriben 100 gr’dir. Kabak çok besleyici özelliktedir C ve B1 vitamini
ihtiva eder. Pisirilen etli kismi yiyecekten baska çiban ve sis yerlere
lapa olarak da tatbik edilir.

Diger kabak çesitleri sunlardir:

Bal kabagi: Kestane kabaginin bir cinsidir. Eti saridir.

Lif kabagi (Luffa cylindrica): Meyvelerinin iletim demetleri xxx bir ag
teskil eder. Bu sebeke, meyve soyulup kurutulduktan sonra, sünger gibi
kullanilir.

Su kabagi (Lagerneria vulgaris): Meyvelerinin yarisi siskin, yarisi
dardir. Bu sebepten su kabi olarak veya ortadan boyuna kesilip
kurutulduktan sonra masrapa seklinde kullanilmaktadir.

Dikenli kabak (Sechium edule): Vatani Orta Amerika olan, memleketimizin
güney bölgesinde yetistirilen çok yillik bir bitkidir. Meyveleri etli
ve büyük bir armut seklinde, bes dilimlidir. Içinde bir büyük tohum
vardir. Meyveleri pisirildikten sonra sebze olarak yenir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:22 am

Pancar:
(Mangold / Zuckerrübe / Betterave / Beet / Beta vulgaris) Dogu Akdeniz
sâhillerinde yabânî olarak yetisen, ince köklü, bir veya iki yillik
otsu bir bitki. Yapraklari etli, alt kisimlarda sapli ve büyük, üst
kisimlarda ise sapsizdir.

Bu bitkiden elde edilmis olan kültür sekilleri sunlardir:

Sekerpancari (Beta vulgaris var altissima): Kökleri büyük, etli bir
yumrudur. % 12-20 oraninda sakkaroz tasir. Memleketimizde kültürü
yapilarak, seker eldesinde kullanilir. (Bkz. Seker)

Kirmizi Pancar (Beta vulgaris var. esculenta): Kökleri yuvarlak bir
yumru seklindedir. Antosiyan bakimindan zengindir. Sebze olarak
kullanilir.

Pazi (Beta vulgaris var. Cicla): Yapraklari büyük olan bir sebze
bitkisidir. Ayni ispanak gibidir. Sindirimi kolay ve bol vitaminli
oldugundan besleyicidir.

Yem Pancari (Beta vulgaris var. rapa): Kirmizi pancara benzer. Besin degeri azdir. Daha çok hayvan yemi olarak kullanilir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Anadolu ve Trakya’da.

Kulanildigi yerler: Halk hekimliginde kirmizi pancar kullanilir.
Karacigerin düzenli çalismasini saglar. Kansizligi giderir. Seker
hastaligi ve vereme karsi korur. Mide ve barsaklari kuvvetlendirir.
Sinirleri yatistirir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:22 am

Taflan:
(Kirschlorbeer / Laurier-Cerise / Cherry laure / Gürcü kirazi / Hind
kirazi / Prunus laurocerasus / Mongo / Monguer) Nisan-mayis aylarinda
küçük ve beyaz renkli çiçek açan, rutûbetli ve gölgeli yerlerde yetisen
2-6 m yüksekliginde yaprak dökmeyen agaçlar. Yapraklar çok kisa sapli,
derimsi, tüysüz ve oval sekillidir. Çiçekler 30-35 tânesi bir arada
olup, gruplar teskil ederler. Meyveleri 1 cm çapinda kiraz görünüsünde
parlak, koyu kirmizi veya olgunlukta siyah renktedir. Avrupa’ya
Istanbul’dan yayilmis olup, süs bitkisi olarak yer yer
yetistirilmektedir. Lâz kirazi, Gürcü kirazi ve Karayemis olarak da
bilinir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Kuzey Anadolu.

Kullanildigi yerler: Bitkinin yapraklari siyah hidrik asit veren bir
glikozit tasimasi sebebiyle zehirlidir. Bu yüzden yapraklarinin baharat
olarak kullanilmasi tehlikelidir. Fakat yapraklardan elde edilen taflan
suyu öksürük dindirici olarak kullanilir. Tâze meyveleriyse meyve
olarak yenilmektedir. Kurutulmus meyvelerinin tohumlariysa seker
hastaligina karsi kullanilir. Tâze meyveleri tas düsürücü olarak da
kullanilmaktadir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:22 am

Acıçigdem:
( Herbstzeitlose / Krokus / Colchique / Colchicum / Autumn crocuses)
Boyu 10-30 cm yükseklige ulasan, otsu ve yumrulu bir bitki. Sonbaharda
morumsu pembe renkli, 6 parçali çiçekler açar. Yaprak ve meyvalari ise
ilkbaharda ortaya çikar. Sonbaharda çiçek açtigindan dolayi halk
arasinda “güz çigdemi” olarak da bilinir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Türkiye’de pek bulunmaz. Avrupa’nin sulak çayirlarinda bol miktarda yetisir.

Kullanildigi yerler: Tibbi önemi haiz bir bitkidir. Kullanilan kismi
yumru ve tohumlaridir. Tohum ve yumrularin idrar arttirici, terletici,
müshil ve romatizma agrilarini dindirici etkisi vardir. Alkaloitlerin
çok yüksek zehirleyici özelligi oldugundan, bu droglar, dahilen ancak
hekim kontrolünde kullanilabilir. Eskiden halk arasinda romatizma
agrilarini dindirmek için haricen kullanilirdi. Bunun için bir tutam
aci çigdem tohumu, 2-3 dis sarmisak ile havanda iyice dövülür. Elde
edilen sulu kisim da bir tülbente emdirilip, agriyan kisma sarilir. Bu
pansuman birkaç gün arka arkaya tekrarlanir.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından PöÇü Bir Perş. Mart 06, 2008 1:23 am

Adamotu:
(Alraunwurzel / Mandragore / Mandrake) Mavimsi-mor renkli çiçekler
açan, rozet yaprakli ve kazik köklü çok yillik otsu bir bitki. Kökleri
insana benzedigi için, bu isim verilmistir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Bati ve Güney Anadolu.

Kullanildigi yerler: Kökleri % 0,3 oraninda Hiyosiyaminlerle Skopolamin
alkaloitlerini tasir. Bundan dolayi zehirli bir bitkidir. Agri kesici,
yatistirici, cinsel gücü arttirici etkileri vardir. Halen tedavide
çesitli preparatlarin terkibinde kullanilmaktadir. Rastgele
kullanildiginda zararli olur.

_________________

TeŞeKKüR;EmeĞe SaYGıDır !


avatar
PöÇü
NaRKoZ AdmiN
NaRKoZ AdmiN

Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Nerden : BiLeyim =)
Kayıt tarihi : 29/02/08

Kullanıcı profilini gör http://narko.zforum.biz/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: //Şifalı Bitkiler//

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

1 sayfadaki 2 sayfası 1, 2  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz